19 Ocak 2010 Salı

DUVAR

Elimde kolumda açılan tüm yara bereye,her defasında çarpıp düşmeme rağmen tüm cesaretimle tekrar tekrar adım attım o duvara doğru…Gri ve soğuk bir duvar… Tek istediğim biraz kendi renklerimle boyayabilmekti o duvarı.Gri hüzünlü bir renkti çünkü ve ben o duvarda hüzne yer olsun istememiştim sadece. Ne yazık ki hayatın bu kadarına bile tahammülü yokmuş…Fırçalarımı kırıp attı bir kenara boyalarımı saçtı etrafa…Bense öylece kalakaldım yine...

16 Ocak 2010 Cumartesi

YAŞAMAK ÜZERİNE

Yaşamak bir ezgiyi çalmak gibi aslında.Sadece bir kez ve provasız çalabileceğin bir ezgi.Muhtemeldir ki doğru sesler kadar çatlak seslerde basabilir insan.

Nedense pek çoğumuz ya bu çatlak seslere takılıp ezginin geri kalanına konsantre olamaz yeterince ya da bu çatlak sesleri hiç fark etmez ve ezginin geri kalanını da bu seslere uydurarak çalar.Oysa önemli olan bu çatlak seslerin farkına varıp ezginin geri kalanını daha özenli çalmaya çalışmak değil midir?Aksi halde çaldığımız ezgi kimin hoşuna gider ki? Öyle değil mi?