9 Şubat 2014 Pazar

ŞEHİR

Her ilişki bir şehri ziyaret etmek gibi aslında...Her defasında araştırırsın gezilecek yerleri,tadacağın yeni lezzetleri heyecanla.Tahmin etmeye çalışarak havanın durumunu hazırlarsın bavulunu...Güzel anlar yaşamak umuduyla çıkarsın yola...

Bazısında tersten eser rüzgar ,hoş tatlar bırakmaz damağında yaşadıkların,ısınamazsın."Yok tövbe bir daha gelmem buraya" dersin,
geri gelmek istemezsin.

Kimisine ısınır kanın,gezmeye göremeye değerdir,soranlara da iyi bahsedersin hep.Güzel anıların da olmuştur ama yine de gitmezsin iş güç mecbur etmedikçe bir daha...

Ama bazısı olur ki, şehre bakıp "Ne güzel bir yer burası,insan burada yaşlanmaz" diye geçirirsin içinden. Kendinden ,hayal ettiklerinden bir parça bulursun sanki orada.

Ve bir gün hayat ,sana böyle hissettiren bir şehirde yaşama şansını sunar da, sen de bunu değerlendirebilirsen eğer,işte bunun adına evlilik diyoruz o zaman.Çünkü insan ancak böyle hissedebildiği biriyle hayat arkadaşı olabilir kanımca.

O şehri bulduğunuzda kıymetini bilmeniz dileğiyle...

27 Haziran 2013 Perşembe

SUSKUN

Sustum işte...
Sessizlik değil miydi dinlemek istediğin?
Her defasında duvarlarına çarpıp dağılacağına kelimelerim,
Senin için anlamsız yankılar oluşturacağına,
Gömüyorum hepsini doğdukları yere...
Sessizlik değil miydi dinlemek istediğin?
Sustum işte...

15 Nisan 2012 Pazar

DÜŞ

"...O zaman anlamış bütün gerçeği; ne yürüyormuş, ne duruyor. Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani... Koşarsın koşarsın da varmazsın hani; içindeki umut, varamadığın kadar büyür. Sen bakarsın ışıtıyla. İleriye uzanırsın (uzanmak istiyorsun yalnızca), uzandıkça da kolların uzar babam uzar... Gene de boşluğu avuçlarsın hep; düşünü düş yapan boşluğu..."
Gölgesizler,Hasan Ali Toptaş

21 Eylül 2011 Çarşamba

HAYAT

Bugün yağmur,bir kadın saçıdır,yeryüzüne dökülen... Upuzun, ince ince,karanlık,kokulu...Dinle yağmuru dinle,teselli bul türküsünden.Herşey olur,herşey büyür, herşey geçer: Hayat kalır.

9 Mart 2011 Çarşamba

GECE

Tiyatro dönüşü, kafamı metrobüsün camına dayayıp lapa lapa yağan karı seyrediyorum.Sokak lambalarının ışığında oynaşan gölgeler bana başka bir geceyi anımsatıyor bir an.
Yine bir tiyatro dönüşü yine aynı metrobüs hattı.Belki kar yağmıyor dışarıda ama ben bugün üşüdüğümden daha çok üşüyorum o gece.Sabrımı ve inancımı tükettiğim o gece...
Bir dil yarasının kanattığı yerden hayal kırıklıklarım dökülüyor başımdan aşağı,üşüyorum.
Metrobüste yankılanan o sesle ben, sıcaklığımı yitiriyorum.



3 Şubat 2011 Perşembe

OYUNCAK

Bir çocuğun elinden oyuncağını almak,onun hayallerini çalmaktır.Hayalleri olmayan çocuklar erken büyür ve bir daha asla çocukluklarına dönemezler...Oysa hayalleri olan çocuklar büyüseler bile ceplerinde saklarlar çocukluklarını...Hala misketleri vardır onların,dizlerinde yaraları.Hala pabuçlarının uçları top oynamaktan yırtıktır ve sırtları terli...Hayata renk katanlardır onlar...

12 Aralık 2010 Pazar

HAYATA DAİR...

Hayat dört mevsim...Bahar koynunda kışı beslerken,kış yeni baharlara gebe...Yağmur yağacak ,rüzgar bulutları taşıyacak,kar beyaz örtüsünü serecek...
Mevsimlik kısa hesaplar yapanlar,sonbaharda bir bir dökülecek...